DETOKS NEDİR?

 
 
DETOKS = İÇ TEMİZLİK
Detoksifikasyon, modern çağda hava, su ve besinler aracılığıyla vücudumuza giren zehirli maddeleri atmanın bir yoludur. Besin katkı maddelerine, çözücü-eritici kimyasallara (temizlik malzemeleri, formaldehit, tolüen, benzen, vb.), böcek ve bitki ilaçlarına maruz kalmak bir çok soruna yol açabilmektedir. Yapılan son araştırmalar bu maddelerden arınmanın, genel sağlık için kritik bir önem taşıdığını göstermektedir.
            Zehirli maddeler ile her ortamda karşılaşabiliriz. Hatta bazı durumlarda kendi bedenimiz, bağırsak sistemimizde bulunan bakteri ve enzimler bile bu maddeleri üretebilir.
            Toksinler, vücudumuzda gittikçe artan oranlarda birikirler ve zarar verirler. Bedenimizin, bu toksinleri atamak için tabii ki doğal savunma yolları vardır. Fakat bu sistemler aşırı yüklenirse çalışamaz hale gelir. Sonuç olarak; biriken bu toksinler; normalde zehirli olmayan bazı kimyasallara vücudumuzu duyarlı hale getirir. Ayrıca normal çalışan metabolizmamızda da bazı aksaklıklar oluşturur.
         
 
 
                                                                                                                      TOKSİN NE DEMEKTİR? 
Hücre işlevini ya da hücrenin dış yapısını bozabilen herhangi bir bileşen toksin olarak adlandırılmaktadır.
Bu zehirleri dört başlıkta incelemek mümkündür:
1-Ağır metaller
2-Karaciğere zarar verenler
3-Mikrobik bileşenler
4-Protein metabolizmasının yıkım ürünleri.
Ağır metaller: Kurşun, civa, arsenik, nikel ve alüminyum metalleri ağır metal olarak kabul edilmektedir. Bunlar beyin, böbrek ve bağışıklık sisteminde birikme eğilimindedirler. Çoğu sanayi ve hava kaynaklıdır. Araba egzoslarından çıkan duman kurşun içermektedir. Ve yapılan araştırmalar yoğun trafik ve hava kirliliğinin olduğu yerlerde hem insan solunum sisteminde hem de bitkilerde (sebze ve meyvelerde) yoğun kurşun birikimi olduğunu göstermektedir. Ayrıca;
·         Böcek spreylerinde, pişirme araç gerecinde kurşun;
·         İnce konservelerde lehim;
·         Diş dolguları, kozmetikler ve kirli denizden yenilen balıklarda civa;
·         Asit giderici ilaçlar, bazı deodorantlar ve tencerelerde alüminyum
ağır metalleri bulunmaktadır.
Karaciğere zarar verenler: Zehirli kimyasallar, ilaçlar, alkol, çözücüler, formaldehit, bitki ve böcek ilaçları, besin katkı maddeleri bu grupta yer alır. İnsanların çoğunun her gün belirli ilaçları almak zorunda olduğu, katkılı besinler tükettiğini düşünmek bile karaciğerimizin ne kadar çok çalıştığını göstermektedir.
Mikrobik bileşenler: Bağırsaklardaki bakteriler ve mantarlar emilerek veya çeşitli toksinleri üretmek suretiyle önemli sorunlara yol açabilirler. Bakteri kaynaklı toksinler, zehirli aminler ve safranın zehirli türevleri bu grup için örnek gösterilebilir.Vücuttaki toksinlerin artması vücudu asitleştirdiği için bakteri oluşmunu kolaylaştırır. Özellikle eklemlerde yerleşen bakteriler kireçlenmelere neden olur.
Protein metabolizmasının yıkım ürünleri: Protein yıkımının (amonyak ve üre gibi) ve zehirli atıklarının elemine edilmesinden büyük oranda böbrekler sorumludur. Yüksek oranlarda kırmızı et tüketilmesi böbrek için fazladan yük oluşturur.
Bunların haricinde çok önemli olan diğer bir toksin grubu vardır. Bunlar bedenimizin ürettiği ve bazen de yaşanan streslere bağlı olan toksinlerdir. Normal bir hücre görevlerini yerine getirirken toksin üretir ve vücudun toksin temizleme mekanizmaları tarafından bu toksinler bertaraf edilir. Fakat bu temizleme mekanizmaları zamanla dolar ve toksinler birikmeye başlar.
Stres, geçirilen hastalıklar, ameliyatlar, kullanılan ilaçlar da çok önemli birer toksin kaynağıdır. “Stres” deyip de geçiştirdiğimiz olay aslında çok karmaşıktır. Strese giren bir insanın ürettiği toksinler ve hormonlar; bazı hastalıkları veya ilaçları bile gölgede bırakacak kadar ve etkilidir.
 
 İnsan bedenini kirleten başlıca toksinler nelerdir?:
 
 
-Yaşanan her türlü stres, yorgunluk (işte veya evde)
-Sigara
-Kafein (çay kahve)
 -Ağır metaller (su ve gıdalarla alınanlar)
-Manyetik alanlar (cep telefonu, bilgisayar, tv, vb).
-Katkı maddeli gıda tüketimi,
-Sebze ve meyvelerde bilinçsizce kullanılan hormon ve ilaç kalıntıları
-Hava kirliliği
-Uykusuzluk
-Şehir yaşamı
-Yetersiz egzersiz
-Kozmetikler
-Rafine şeker (beyaz şeker)
-Kullanılan bazı ilaçlar
-Geçirilen hastalıklar ve ameliyatlar
-Geçirilen hastalıklar ve ameliyatlar
-İçki

 

 Toksinler ne zaman sorun yaratır?

               Eğer vücut toksin fazlasının tamamını dışarı atamıyor ve bu toksinler vücutta depolanıyorsa çeşitli sorunlar ortaya çıkmaya başlar. Bu depolanma genellikle; kalça, göbek, ense, romatizma yumruları, eklemler, lenf bezleri, bağırsaklar, çürük diş dipleri, bağ dokuda olur.
               Toksinlerin en çok biriktiği yer; hücreler arası alandır. Biz bu alana “matriks” diyoruz. Matriks de atar damarlar, toplar damarlar, sinirler ve lenf damarları serbest olarak sonlanır. Bu nedenle herhangi bir şekilde vücuda giren toksin, matriks aracılığıyla tüm vücuda kolayca dağılabilir. 
Matriks çeşitli nedenlerle dolduğu zaman vücut artık bu toksinleri ve olumsuz etkileri yok etme yeteneğini kaybeder. Ve son bir vuruşla (üst solunum yolu enfeksiyonu, herhangi bir stres, hastalık, ilaç, vb. bir sebep) kişinin dengesi bozulur. Bu aşamadan sonra vücud bozulan dengeyi toparlayamaz ve kişide peş peşe hastalıklar, yorgunluklar, depresyon vb. sorunlar ortaya çıkmaya başlar. Doktor doktor gezmesine rağmen bir türlü kendisini sağlıklı ve dinç hissedemez. Çünkü vücudun sahip olduğu denge bozulmuştur. Ve bu denge yeniden oluşturulmadıkça da iyileşme mümkün olmayacaktır (Şekil 2).
Bu dengesizliği sadece hastalık oluşumu ile sınırlamak da mümkün değildir. Bozulan denge hızlı ve erken yaşlanmayı da beraberinde getirir. İnsan bedeni normal şartlar altında 120 yaşına kadar sağlıklı yaşayacak şekilde oluşmuştur. Ama biz onu ne kadar çok toksinlerle doldurursak o kadar çabuk yaşlandırmakta ve hastalandırmaktayız.
 
 
Bedenimizin toksinlerle dolu olduğunu nasıl anlarız?
-Kronik bir yorgunluk hali
-Sık sık acıkma (bazen geceleri açlık hissi ile uyanma)
-Belirli yiyecekleri aşırı tüketme arzusu ve unlu gıdaları fazla tüketme isteği
-Mide ekşimesi, gaz, hazımsızlık, şişkinlik ve  geğirme yakınmaları.
-Vücutta ödem şikayetleri (şişlik)
-Aşırı ve sık yemek yeme arzusu
-Baş ağrısı ya da migren nöbetleri.
-Rahatsız ve yetersiz uyku
-Gereksiz, aşırı hiddet, öfke hali ,
-Sık sık değişen ruh hali (gün içinde mutluluk ve mutsuzluk , sakinlik ve öfke dalgalanmaları).
-Depresyon veya bunaltı ve kararsızlık hali
-Konsantrasyon güçlüğü, dikkatin çabuk dağılması
-Unutkanlık
-Işığa ve görüntüye aşırı duyarlılık
-Belirli bir sebebe bağlı olmaksızın kilo alma ve verme
-Tırnak değişikliği, tırnaklarda çatlama, beyaz lekeler, çabuk kırılma.
-Saçlarda kırılma, kuruma ve aşırı dökülme.
-Tekrarlayan sırt ve boyun ağrıları, eklem ağrıları, kas güçsüzlüğü kramplar
-Egzersize karşı isteksizlik 
-Sık sık idrara çıkma
-Aşırı ve kötü kokulu terleme.
-Göz altlarında koyu halkalar, gözde sulanma ve kaşıntı.
-Tekrarlayan deri döküntüleri, isilik, kırmızı lekeler, pullanmalar, kurdeşen atakları.
-Uzun süren öksürük
-Boğazda yanma ve batma hissi
 

 

 
 
 
 
 


 

 
Biriken Toksinler:
  • Kan damarlarında birikiyor ise; damar sertliği ve kalp damar tıkanıklıklarına,
  • Lenf bezlerinde birikiyor ise; devamlı hastalık hali, sık enfeksiyon ve sık grip geçirmeye,
  • Lenf damarlarında birikiyor ise; fibromyalji, yaygın kas ağrıları ve devamlı yorgunluk hissine,
  • Bağ dokuda birikiyor ise; kronik hastalıklar, romatizma, eklem rahatsızlıkları, selülit sorunlarına yol açabilmektedir.
Toksinler arttığında; atılım yapılamaz, hücrelerde, hücre aralarında, dokularda, damarlarda, bağırsaklarda, eklemlerde depolanır. Sonuç hastalık ve yaşlanma
İşte bu noktada dergi ve gazetelerde sıkça yer alan “detoksprogramlarının”  neden konusunda uzman bir doktor eşliğinde yapılması gerektiği açıkça anlaşılıyor. Çünkü yukarıda var olan semptomların büyük kısmı toksinlerin birikimine bağlıdır ama altta yatan başka bir hastalık varsa bunun da araştırılması ve ihmal edilmemesi gerekir. Bilinçsizce uygulanan detoks programları ve detoks diyetleri sadece zarar vermekle kalmayacak, vücudun dengesini de alt üst edecektir.
Bedende biriken toksinlerin sadece şişman insanlarda sorun oluşturduğunu düşünmek bir hatadır. Çünkü zayıf insanlarda en az şişman insanlar kadar toksinlere maruz kalırlar. Bir insanın ne kadar toksine maruz kaldığını ve nasıl bir detoks programı uygulamamız gerektiğini yaptığımız özel testlerle artık kolayca saptayabiliyoruz.
 
Sizlere biraz hasta örnekleri vererek toksinlerin vücutta meydana getirdiği olumsuz durumu daha iyi açıklamaya çalışacağım:
VAKA 1: Bir pazartesi günüydü. Genelde çok yoğun oluruz. Kapım çalındı ve yüzünden yorgunluk okunan bir bayan içeri girdi. Saçları oldukça sağlıksız görünüyordu, matlaşmıştı ve cansızdı. Gözlerinin altında morluklar dikkati çekiyordu. Cildi oldukça kuruydu ve soluktu. Duruşundan çok yorgun ve uykusuz olduğu anlaşılıyordu. Ona nasıl yardımcı olabileceğimi sordum; şikayeti sırt ve boyun ağrılarıydı. Yakın dönem çektirdiği röntgen filmlerinde bir patoloji saptanamamıştı, kan testleri normaldi ama ağrılardan çok şikayetçiydi ve hiç uyuyamıyordu. Oldukça da gergin bir görünümü vardı.
Ayrıca hastamız depresyon içinde sürekli tedavi görüyordu. Kendisinin detoksa ihtiyacı olduğunu hemen anladım, yaptığımız testlerde bunu onayladı. Kendisine durumu açıkladım. Yapacağımız tedavi ile; hem vücuttaki toksinlerinden kurtulacak hem de bundan sonra daha dinç yaşayacaktı. Hastamız bu duruma çok şaşırdı . Çünkü o hep rahatsızlıklarının hastalıklardan düşünmüştü. Vücudunda biriken toksinlerin kendisini bu kadar etkileyebileceğini hiç düşünmemişti. Kapsamlı analizler ve yaptığımız tedavi sonrasında şu an eskisinden daha aktif olarak hayatına devam ediyor. Kullanmak zorunda kaldığı bir çok ilacı bıraktı ve görünümü 10 yaş gençleşti.
                                                                                         
VAKA 2: Hastamın en büyük şikayeti geçmeyen selülitleri ve veremediği kilolarıydı. Düzenli spor ve ağır diyetler yapmasına rağmen bir türlü kilolarını veremiyor ve selülitlerinden kurtulamıyordu. Yapılan araştırmada kanının son derece asidik olduğu görüldü (toksin birikimi). Uyguladığımız tedavi sonunda vücudunda birikmiş olan toksinler atıldı. Kendisine uygun bir spor ve diyet programı ile 2 ay içinde 5 kilo verdi ve selülitlerinden kurtulmayı başardı. Hastamız verdiğimiz programa son derece sadık kaldı. Bu uygulamaların hepsi kendine özel olarak planlandığı için de kilolarında geri dönüş yaşanmadı.
 
VAKA 3: Genç bir bireyin hasta olması beni çok üzüyor. Bir hastam daha 17 yaşında olmasına rağmen sürekli olarak sinüzit ve alerjiden şikayetçiydi. Yapılan tüm tedavilere rağmen istediği sonuçları alamamıştı. Özellikle bahar aylarını sürekli ilaç kullanarak geçiriyordu. Yapılan sorgulamada hastamızın ciddi bir kabızlık ve bağırsak çalışmasında düzensizlik sorunu olduğu tespit edildi. Uyguladığımız tedavi ile vücudunda birikmiş olan toksinler temizlendi. Bağırsakların çalışması düzenlendi. Kabızlık sorunu giderildi ve toksinlerin oluşturduğu hasarlar onarıldı. Beraberinde uygulanan destek tedaviler ve diyetle hastamız bu gün rahatça nefes alan aktif bir sporcu.
 
VAKA 4: 47 yaşındaki bayan hastam bana diz şikayeti ile geldi. Çekilen filmlerinde diz ekleminde sıvı azalması olduğu görülüyordu. Hastamız bunun hep ağır taşımaktan kaynaklandığını düşünüyordu. Oysa toksinler asidik yapıda oldukları için öncelikle bazik yapıdaki organlarda birikmeyi tercih ederler. Eklemlerde en bazik dokulardır. Yük binmesi de toksin birikimini tetikler. Yaptığımız müdahele sonucunda birikmiş olan toksinleri vücuttan bertaraf etmeyi başardık. Uygun bir egzersiz ve asidik yiyeceklerden arındırılmış bir diyet programını ekledik. Şu an hastamız kendini 30 yaşında gibi hissediyor. Diz ağrılarından tamamen kurtuldu. Namaz kılarken bile hiç zorlanmadığını ifade diyor.
 
            Gördüğünüz gibi uygun yöntemler ile toksinlerinden kurtulan hastalarımız artık rahat bir şekilde hayatlarına devam edebiliyorlar. Tedavi uygulaması tabii ki spor ve diyetle destekleniyor. Ama biriken toksinleri atmadan sadece toksin girişini engellemek (diyet ve sporla) yarım bir önlem olur. Çünkü matriks dediğimiz alandaki toksinler, orada kalır ve dengenizi bozmaya devam ederler.
 
Dr. Didem Gülmez
Tel: 0 362 231 13 18 .
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
  • E-Bülten

  • Hava Durumu

  • Müzik Yayını

    78018 Ziyaretçi