Kemoterapide Akapunktur desteği

                 
                                                                           Kemoterapide Akupunkturun Önemi:


Kanser tedavisinin temel taşlarından bir tanesi olan kemoterapi beraberinde bulantı, kusma, sıcak basmaları, halsizlik, uykusuzluk, lökasit sayısında azalma gibi yan etkileri de getirebilmektedir.



Dünyanın önde gelen kanser merkezlerindeki tamamlayıcı tıp birimlerinde kemoterapi sırasındaki bulantı, kusma, uykusuzluk, halsizlik, lökasit sayısında azalma ve sıcak basmaları gibi şikayetleri ile stresi azaltmak savunma sistemini güçlendirmek ilaçların yetersiz kaldığı  ya da yan etki nedeniyle kullanılamadığı durumlarda, ağrı şikayetlerini azaltmak amacıyla akupunktur kullanılmaktadır.


Akupuntur Savunma Sistemimizi Güçlendirir:


Kemoterapinin yan etkilerinden olan kemoterapi sonrası halsizlik hissine, hastalığın kendisinin getirdiği anksiyete (sıkıntı), strest, ağrı gibi şikayetlerinde eklenmesi ile günlük yaşantı, sevdiklerimizle geçirdiğimiz dakikalar eski kalitesinden çok uzaklaşabilmektedir. Hayat kalitesinin düşmesine eşlik eden moral bozukluğu da en çok ihtiyacımız olduğu dönemde savunma sistemimizin de gücünü zayıflatmaktadır. Yapılan çalışmalar akupunktur’un kemoterapiye bağlı halsizlik hissini gidermeye yardımcı olurken, beyinde azalan endorfin, serotonin ve dopamin gibi duygusal duruma etki eden maddelerin miktarını artırarak duygu durumuna da pozitif etki ettiğini göstermektedir.

Akupunkturun Tedaviye Olumlu Etkisi


Uykusuzluk problemi olan “insomnia”,  kanser ve kemoterapi sırasında ve sonrasında, hastaların sık karşılaştığı problemlerden bir tanesidir. Akupunktur uygulamalarının sıkıntıyı azaltıp, beyinde nokturnal melatonin adı verilen uyku kimyasalını artırdığı ve polysomnographic ölçümler sonucunda bu sayede uyku problemlerine yardımcı olduğu yapılan çalışmalarca kanıtlanmıştır.

“Lökopeni” adı verilen kan hücrelerinin kemoterapiye bağlı olarak sayılarının azalması da sıkça karşılaşılan yan etkilerdendir. Yapılan çalışmalar, akupunturun kemoterapiye bağlı lökopeni’yi anlamlı bir şekilde engellendiğini ortaya koymuştur.

Bununla birlikte akupunturun vücudun doğal öldürücü adı verilen ve kanserle savaşta önemli bir yere sahip olan savunma sistemi hücrelerini (Natural killer)  de aktive ettiği gösterilmiştir.      


             Akupuntur, bütün bu etkilerini vücudumuzun kendini yenileme (regenerasyon) yeteneği kullanarak, büyük ölçüde sinir sistemi aracılığı ile gerçekleştirmektedir. Temelde beyin üzerinden etkili olan akupuntur, hücre içine kadar işleyen moleküler etkilere de sahiptir. Makrofaj adı verilen savunma hüclerimizden salınan ve TNF- alpha adı verilen madde; kanser hücresinin DNA’sını uyararak, kanser hücresinin ölümünü engelleyen protein salınımını uyarmaktadır.


Yapılan araştırmalar elektroakupuntur’un TNF-alpha maddesinin makrofaj hücresinden sentezini engellediği ortaya koymuştur. Bunun da ötesinde hücrelerimizde bozulan protein yapılarını tekrardan eski sağlıklı şekline çevirmekle görevli HSP proteinlerine de akupuntur uygulamalarının destek olduğu belirlenmiştir. Bütün bu ileri düzey mekanizmalar ile akupuntur vücudun kendini yenileme ve iyileştirme yeteneğini olabildiğince artırmaktadır.

Akupuntur uygulamaları 20 dakikalık seanslardan oluşmaktadır ve tek kullanımlık steril iğnelerle yapılmaktadır.’Survivor’ adı verilen kanseri yenmiş kişilerin ortak özelliklerinden bir tanesi de hayata bağlanıp hayat kalitelerini yüksek tutmalarıdır. Aşılması gereken bu zor süreçte, hayat kalitelerinizi en üst seviyelere taşımak için akupunkturdan faydalanabilirsiniz.
  • E-Bülten

  • Hava Durumu

  • Müzik Yayını

    87873 Ziyaretçi